Tekirdağ 1 No'lu F Tipi Hapishanesi'ndeki siyasi tutuklulardan çağrı; Gökhan ve Sibel'in sesine ses olun!
Haber
29 Temmuz 2022 - Cuma 06:34
 
Tekirdağ 1 No'lu F Tipi Hapishanesi'ndeki siyasi tutuklulardan çağrı; Gökhan ve Sibel'in sesine ses olun!
Tekirdağ 1 No'lu F Tipi Hapishanesi'ndeki siyasi tutuklulardan çağrı; Gökhan ve Sibel'in sesine ses olun!
Gündem Haberi
Tekirdağ 1 No'lu F Tipi Hapishanesi'ndeki siyasi tutuklulardan çağrı;  Gökhan ve Sibel'in sesine ses olun!

Fersude - İsmail Cengiz MUMCU

 

Tekirdağ 1 No'lu F Tipi Hapishanesi'nde kalan siyasi tutuklular, gazetemize gönderdikleri mektupla, ölüm orucunda olan Gökhan Yıldırım ve Sibel Balaç'ın durumuna dikkat çekerek, duyarlılık çağrısı yaptılar.

Tutukluların yazdıkları mektup şu şekilde;

 

 

''...

Burjuvazi

Kavgaya davet etti bizi

Davetleri kabulümüzdür!

Biz nasıl bilirsek hep bir ağızdan gülmesini

Biliriz öylece yaşamasını, ölmesini

Hepimiz birimiz için

Birimiz hepimiz için...''

 

 

Merhaba,

 

Selam ve sevgilerimizi gönderir her daim sağlılklı, umutlu , dirençli olmanızı dediğimiz günlerdeyiz. Ki ikini canımız; canlarını ortaya koyarak burjuvaziye meydan okuyorlar.

Haksızlığa, adaletsizliğe karşı yükselen en gür ses oluyorlar. Tıpkı 1950 yılındaki Nazım Hikmet gibi açıklarıyla direniyorlar.

Aydın ve sanatçılar onun yanındalardı. Kimer yoktu ki: Paul Eduard, Juliot Curie, Harold Loxness, Jorge Amada, Pablo Neruda, Jean Paul Sartre, Pablo Picasso, Joris

İvens, Bertol Brecht... ve daha nice sayısız yazar, ressam, müzisyrn... Ülkemizde de Melih Cevdet, Oktay Rıfat, Orhan Veli gibi aydın, sanatçılarımız Nazım'ın direnişine ses vermek için üç günlük

destek açlık grevi yapmışlardı...

 

Tabii Nazım açlığıyla direnirken onu yolundan döndürmek isteyen ''iyi niyetliler de'' vardı... Ve onlara usta, aldığı kararın kesinlikle bir yılgınlık sonucu olmadığını, açlık grevinin intihar anlamına gelmediğini

''saçlarının her teliyle'' yaşama bağlı olduğunu, hakkını armaak için bilinçli olarak bu savaşa atıldığını söylüyordu. Nihayetinde Nazım direnişi uluslarası dayanışma sonucu özgürlüğüne kavuşturmada bir basamak oldu diyebiliriz.

 

Bugünün aydınları diyebileceğimiz iki devrimci; Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım ise 180 gündür açlıklarıyla adaletsizliğe karşı direniyorlar. Hapishanelerde eriyen bedenleriyle ses yükseltiyorlar. Bugün yaşaşnan baskılara,

saldırılara karşı adalet ve özgürlük diyorlar. Hukuksuz yargılamaları ''bedenlerimiz delilimiz'' diyerek teşhir ediyorlar.

Bunun için canlarını ortaya koyuyorlar.

 

Ankara Sincan'da Sibel öğretmen hayatının en önemli ''adalet'' dersini öğretiyor hepimize. Tekirdağ'dan Gökhan şu anda 42 kg. kalmış bedeniyle özgürlük düşlerini omuzluyor halkımızın. Bizim çağrımız başta halkımıza ve halkın aydınlarınadır. Bu sesi iktidara duyuracak ve onlara adım attıracak olan onlardır. Büyük küçük demeden yapılan her çaba öenmlidir. Dayanışmalar, destekler damlalar misali birik birik göl olur, zafere doğru çoğalır...."

Gökhan Yıldırım ve Sibel Balaç'ın taleplerinin kabul edilebilecek talepler olduğunu söyleyen tutsaklar, zamanın hızla ilerlediğini ve bu talepler için herkesin duyarlı olması gerektiğini söyleyerek mektuplarını şu şekilde bitirdiler;

"Çaresiz değiliz, güçsüz değiliz. Bir olursak, iri olursak kazanırız.

Sibel ve Gökhan bu yolun sonundaki bedelleri göze alarak düştüler yola. Bizim onlara karşı sorumuluğumuz onların sesi olmaktır. Taleplerine sahip çıkmaktır.

Kum saatindeki gibi zaman hızlailerliyor, geç olmadan, hayatları tehlikeye girmeden bu sesleri duyuralım. Bu kavga hepimizin, bu sorumululuk hepimizin...

Hepinize  duvarlar arkasından sevgi ve selamlarımızı gönderiyor, başarılar diliyoruz.

 

Hoşçakalın

 

Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Özgür Tutsaklar"

Kaynak: Editör:
Yorumlar
Haber Yazılımı