Sanatçı Raperin: Sahneden inip hapishaneye geri dönmek, kulağa büyük işkence gibi gelmiyor mu?
Haber
11 Kasım 2021 - Perşembe 09:48
 
Sanatçı Raperin: Sahneden inip hapishaneye geri dönmek, kulağa büyük işkence gibi gelmiyor mu?
30 Kasım’a kadar yeni bir yasal düzenleme yapılmazsa ceza sürelerini doldurmayan on binlerce mahkum yeniden cezaevine dönecek.
Kültür Sanat Haberi
Sanatçı Raperin: Sahneden inip hapishaneye geri dönmek, kulağa büyük işkence gibi gelmiyor mu?

FERSUDE - Koronavirüs nedeniyle açık cezaevinde bulunan 90 bine yakın mahkum izinli sayılarak, 14 Nisan 2020 tarihinde cezaevlerinden çıktı. Bugüne kadar 9 kez uzatılan Covid-19 izninin, 30 Kasım’da sona ermesi bekleniyor. Covid-19 izni, bitimine sayılı günler kala konu Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanan kabinede ele alındı. Kabinede iznin uzatılmaması yönünde karar alındığı ileri sürüldü.

 

30 Kasım’a kadar yeni bir yasal düzenleme yapılmazsa ceza sürelerini doldurmayan on binlerce mahkum yeniden cezaevine dönecek.

 

Cezaevine geri gidecek olanlardan biri de sanatçı Raperin. Raperin kendini müdafaa ederken yaşanan arbedede, bir kişinin ölümüne neden olduğu için 12,5 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. 3 yıl 2 ay cezaevinde kalan Raperin, Covid-19 önlemleri kapsamında 22 Haziran’da Sakarya Hendek Kadın Açık Cezaevi’nden izinli çıkmıştı. 19 aylık Covid-19 izninin bitmesi durumunda hâlen iki yıl on aylık kalan cezasını yatmak için tekrar cezaevine girecek.

 

 

Raperin, amorsnews’ten Yasin Kobulan'ın sorularını yanıtladı.

 

Covid-19 önlemleri kapsamında cezaevinden 22 Haziran 2020 tarihinde izinli çıktınız. Bu izin 9 defa uzatıldı. 30 Kasım’da bu izin sona eriyor. Vaka ve ölü sayısının bu kadar yüksek olduğu bir süreçte iznin bitişini nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Evet, tam 19 aydır özgürüz. Pandemi sebebiyle verilen iznin, pandeminin beşinci dalgası bekleniyorken, kapanmadan bahsediliyorken ansızın bitecek olması şaşkınlık verici, hatta tam bir yıkım sebebi doğrusunu isterseniz. Neticede 90 bine yakın insan özgürlüğüne ve sevdiklerine kavuştu. Bu meselenin vicdani ve insani boyutu tabii. Bir de sağlık hakkı boyutu var; Covid-19’a dair ne değişti? Açık cezaevi koşulları sosyal mesafeye kesinlikle uygun değil, en az 8 kişi bir odada uyuyor, herkes aynı yemekhanede yemek yiyor. Yemek yerken de maske mi takacağız ? Ben açıkçası olayın mantığını çözemedim. Hapishane sistemini bildiğim için aklım almıyor.

 

Sosyal medyada #CovidİzinleriUzatılsın şeklinde bir hashtag başlattınız. Kampanyayı anlatır mısınız bize?

 

İzinler uzatılmalıdır: Çünkü, Covid bitmedi. Çünkü, bizim de annelerimiz, kardeşlerimiz var ve onlar da bize alıştı. Çünkü, sağlık güvenliğinin o koşullarda sağlanması mümkün değil. Çünkü, bu hastalık ölümcül. Çünkü, izinli çıkan insanlar evlendi, çocuk yaptı, borçlandı, iş kurdu, hayat kurmak için yeterli değil mi 19 ay? Yeni bir hayat kuran ve topluma uyum sağlayan, ıslah olan insanlar şu an neden hapishaneye gönderilsin? #CovidİzinleriUzatılsın hastagı ile sesimizi epeyi duyurduk, elbette kulağını tıkamayanlara…

 

Covid-19 vakaları başladığı zamanki cezaevi koşullarını anlatır mısınız? O zaman alınan tedbirler işe yarıyor muydu?

 

36 kişilik koğuşta 75 kişiydik. Demir kapının önüne serilen minderlerde yatıyorduk. Covidi mahkumlar çok sever bu yüzden. Düşünün bu ölümcül hastalıktan bir gün bile korkmadım. En fazla canımı alırdı. Fakat bunca zaman sonra hapishane ve hastalığın devam etmesi, insan düşündürüyor ister istemez, ‘hapishane köşelerinde mi öleceğim acaba’ diye. Bu konuda gerçekten vicdanlı bir karar alınması gerektiğini hem bir müzisyen, hem bir mahkum olarak söylüyorum. 90 bin kişi ve onların sevenleri, canlarının çok ucuz ve değersiz olduğunu hissediyor şu an… Açık ceza evlerinde alınan önlemler yeterli olsaydı dışarı çıkmamız mümkün değildi. Bu önlemlerden ziyade koşullarla ilgili bir durum.

 

19 aylık süreçte ne yaptınız, nasıl geçirdiniz zamanınızı? Müzikle uğraşmaya devam ettiniz mi?

 

Öncelikle sevdiklerime ve sevenlerime kavuştum. Travmalarımı tedavi edebilmek için terapiye başladım. Çok da güzel sonuçlar aldım, antidepresan ilaçları bıraktım. Bir kedi sahiplendim, adını Pişo koydum, onu bir yaşına getirdim. Konserlere başladım, dinleyenlerimin sevgisini iliklerime kadar hissettim. Aranjör kardeşimle İstanbul’a yerleştim ve huzurlu bir düzen kurdum. Çok fazla dizi ve film izledim, onlarca beste yaptım. Bir çok yeni müzisyene vokal koçluğu yaptım. Gezdim, nefes aldım, özgürlük duygusunu dibine kadar yaşadım. Canımı yakan ne olursa olsun, “özgürüm ya bu bana yeter” dedim. Sevgi ve müzikle büyük oranda iyileştirdim ruhumun derin yaralarını…

 

Konserler vermeye devam ediyorsunuz. 21 Kasım’a kadar da konserleriniz devam ediyor olacak. Konserlerden cezaevine gitmek nasıl bir duygu olacak?

 

Konserler devam ediyor. Evet, şu anki ruh hali ile o sahnelerde nasıl gülümseyebilirim diye düşünüyorum açıkçası. O kadar çok bekleyen güzel insanlar var ki iptal de edemiyorum. Sahneden inip hapishaneye girmek işte, kulağa büyük işkence gibi gelmiyor mu?

 

. *Yeni bir düzenleme olmazsa 30 Kasım’da cezaevine geri dönmeniz gerekecek. Gitmeden önce dışarda yapmak istediğiniz şey ne olurdu?

 

Sanırım bunu hiç düşünmedim. Düşünmek istemiyorum. Ama elbette gitmek zorunda kalırsam günlerce kardeşim ve kedimle, elbette birkaç sevdiğim insanla daha, müzik stüdyomuzda şarkılar söyleyerek vakit geçireceğim. Yine de düşünmek istemiyorum bunu. Çünkü pandemi koşulları yüzünden, normalde üç ayda bir çıktığımız bir haftalık izinler de iptal edilecek muhtemelen. Kedimi nasıl göreceğim? Bu korkunç bir duygu.

 

Bu konuda öncelikle Bilim Kurulu’ndan bir karar bekliyoruz. Biz bu mağduriyeti sonuna kadar seslendirecek, sesimizi bir şekilde duyuracağız. Elbette karar mercii bizler değiliz. Vicdan, adalet ve değer görmek istiyoruz.

Kaynak: Editör:
Yorumlar
Haber Yazılımı