Musa Anter Destanı ve Yanan Külden Vuruldum - Mesut Kara
Haber
21 Aralık 2021 - Salı 11:01
 
Musa Anter Destanı ve Yanan Külden Vuruldum - Mesut Kara
Vejdin Çiçek kitabın ilk bölümünde yer alan “Ağıt” başlıklı uzun şiirine şu dipnotu düşmüş: “Musa Anter’in mezarı başında ağıt yakan çocukluk arkadaşının feryadı bu dizeleri yazdırmıştır.”
Kültür Sanat Haberi
Musa Anter Destanı ve Yanan Külden Vuruldum - Mesut Kara

 

AĞIT

 

“kuşkusuz sen Musa Peygamber değildin.

Kürt diyarında,

acının ölümle tedavi edildiği

topraklarda

bilge,

güneş ve ateşin çocuklarının gönlünde

Musa’dan ziyade

Apê Musa’ydın,

niye öldün!

kim yazacak şimdi acımızı

loo Musa ...

 

Zivingê mağarasında doğan çocuktun

cürüm olsan ne kadar yer yakardın!?

dilini bilmediğimiz devletin

sen aramızda dil ol diye

doğurmadı mı

Fesla Ana.

sen ne yaptın lawo!

Veşartok, xezal, holi, qijimkal

oyunlarıyla

pehîn, xezalok savaş

taktikleriyle

koca bir ülkeye cephe açtın.

oysa sen dildin,

söz olacaktın

O hükümrandı

Zülüm olacaktı

Hükümet buydu.

biz her şeyi vermeye razıydık zaten.

sıkıntı vermemekte değildi

ne istediğini bilmemekteydi...

sen, hükümetten gelenin sözünü anlayıp

biz Mağaralılara söyleyecektin

Çünkü ortada resmi bir savaş yoktu

sen barışın temsilcisi,

kayıp ülkenin hikâyesine de tanık

firavuna Musa olacaktın ...

sen ki vakitsiz ölen çocukların ahı,

köy meydanında kurşuna dizilen

yavrumun

açık kalan gözlerini dünyaya haykıran\

söz olacaktın...

nedenküro Musa, neden?

duymadın mı

Fesla Ana’dan, babandan, atandan,

“jandarma bu, ne yaparsa doğrudur”,

diye.

hükümet emridir,

döver, söver; küfür de eder\ bilmez misin,

Romî’dır

küro Musa

“bextêRomêtunilavoooo...”

keşke Mardin Lisesi’nde,

kemanla Kürtçe çalınan,

taksimi geçtikten sonra,

şarkıdaki gibi,

sadece gözlerinle cevaplasaydın.

yok yok, yapma!

sular siner derinin altına\ dağ mağara kokar içinde

kopup gelen kayıtsız

gün görmemiş

çocuk iniltileri yapışır boğazına...

doğduğun şehir gibi

elim yakanda Musa

parmağını kırıp

“lawikodestêminberde”

diyemeden duramadın...

çünkü cehennem derin

vekaburgalarının altındaydı.

devlet...

Eşeğine “çooo” diyen köylüne

on iki lira ceza\ iki gün göz altı

kaba dayak da

cabası,\revaydı, reva...

susmadın, susamadın,

şimdi yanıp tüten köyler

ne olacak Musa,

yerin altında bile duyuyorsun beni,

biliyorum

hemen alınma,

suratını asma, kızma

ben zaten kızgınım

kırgınım sana.

Kişiye has bir ceza yoktu

Olağandı.

Devlet eliyle yapılanlar

bu topraklarda.”

 

Uzunca alıntılayıp yer verdiğim bu dizeler1974 Mardin Derik doğumlu Vejdin Çiçek’in ikinci kitabı “Musa AnterDestanı” (*) adlı kitabından.

 

16 Kasım 2016’da Seferihisar’da gerçekleştirdiğimiz bir etkinlikte gazeteci, yazar arkadaşım Mazlum Vesek’in tanıştırdığı Vejdin Çiçek, Ortaokulda Türkçe dersleri ağır gelince eğitimini yarıda bırakır, çocuk yaşta işçiliğe başlar. İnşaat işçiliği, tarım işçiliği, hamallık, işportacılık dahil sayısız işte çalışır.

 

1984 ve 2019 yıllarıarasında şiirler yazan Vejdin Çiçek’in. 2020’de “Yanan Külde Vuruldum” adlı şiir kitabı (**) yayımlanır.

“Ağıt”, Kımıl”, “Sanık” başlıklı üç bölümlük uzun şiirden oluşan kitabın girişinde Anter Anter ve Rahşan Anter imzalı Bir Destan bir ‘Çiçek” başlıklı bir yazı yer alıyor.

 

Yazıda özetle duygu yüklü, içtenlikli şu cümleler yer alıyor. “(…) Bizi ziyaretleri boyunca insanlara olan sevgisini gördük. Dayanışmayı, dostluğu kutsî bir emanet gibi elinde, avucunda, ruhunda taşıdığını gördük. (…) Gün geldi uzun yolculuklara çıktık. Gün geldi en ağır acılarda yan yana olduk. Ağladık, ağladıklarımızı unutmadık. (…) Her sohbetimizin bir yerine konuk olan sevgili babamız, halkımızın Apê Musa’sı kimi uzaktan el etti bize, kimi zaman yanımıza gelerek bize şakalar yaptı. Güldürdü. Ne çok şey konuşmuşuz ona dair.

 

(…) Vejdin oğlumuz, mısralarıyla onun bugün ve gelecekte bir destanda da yaşamasına katkıda bulunuyor. Her mısraı bir kitap kıymetinde bizim için. Vejdin oğlumuz adının anlamındaki coşku, soyadındaki çiçek gibi bir destan ulaştırdın bize. Senin adını Kürtçe düşündüğümüzde ‘inancın sözü’ anlamına da ulaşıyoruz. Adın ve soyadınla müsemma bir anlatıyla geldin bize. (…) İyi ki varsın sevgili Vejdin. Mısraların gözyaşlarının hâlâ bizden alacaklı olduğunu gösterdi.” (Sf. 7-8)

 

Vejdin Çiçek kitabın ilk bölümünde yer alan “Ağıt” başlıklı uzun şiirine şu dipnotu düşmüş: “Musa Anter’in mezarı başında ağıt yakan çocukluk arkadaşının feryadı bu dizeleri yazdırmıştır.”

 

 

İki kitabın da editörlüğünü gazeteci, yazar, araştırmacı Mazlum Vesek yapmış ve iki kitabın da kapak-sayfa tasarımları Serap Bertay’a ait.

 

“Dilde kırıklığı,

Sofrada köy bolluğunu

Derede coşkunluğu severdin

Şehir evlenmeleri hakkında bilgisiz,

Korkaktın

Evleneceğin senin gibi olsun istedin.

Bu sebepten Zapsu’nun kızı Hale’yi buldun.

sahi

biz bunu hiç konuşmamıştık değil mi

oğlunun adını babandan,

kızınınkini halandan aldın, Reşê...

Reşê, gel gör ki

Mağara’nın Reşê’si

İstanbul Rehşan’ı olmak zorundaydı

biliyorsun

Romilerin burçlarında Kürt olmak zordu Musa

Ne de olsa serde Kürtlük vardı

Newroz olsun diye

Otuz Mart’ta Dicle Gecesi düzenlerdin” Ağıt, Sf. 11)

 

Ağıt şiiri yaşanan trajik, acılı bir “olayı” anlatan hüzünlü dizelerle bitiyor.

 

“Eğer ki aşağılarda bir yerde

karınca dahi kaynaşsa

Apoletlileri bir endişe sarar...

Oysa genelkurmay raporları

Musa Anter’de bir kaynaşma görmese de

Onun varlığı, Kürtçülük için yeterli bir neden..

görülmesin,

görüldüğü anda akıllara Kürtçülük düşürür.

burun deliğinden

Firavunun beynine kaçan sinek gibi

Musa’nın

Denizleri, yaran kaleminden

rahatsızdı

Apoletliler

ve de onun varlığından...

uzun boylu izaha ne hacet

Nusaybinli Musa Anter

Gamalı haç höykürürken

Ve demir eldivenle döverken Avrupa’yı,

Musa’nın ruhu derin

peygamberce bir rüya!

Sınırlar kadar hürriyetler de zincirlenirken

susmaz konuşurdu,

Çünkü

bin yıllık acının demirbaş defteri koynundaydı

Yarım asırdır süren bu engelli koşuda...”

 

KIMIL(1)

Kitabın ikinci bölümünü oluşturan “Kımıl” adlı şiir yukarıdaki dizelerle başlıyor.

 

“geri geri gitmeye çalışan bir ülkede

‘bitişin anlamı varsa

başlamayı göze al’

diyen bir adam...

İşte bu ahval da

işliyor Musa Anter’in daktilosu

Tak tak tak tak

Zivinge’den Fiskaya’ya yayılıyor şiirin aksı

Umudu öğretmek en tehlikeli meslektir,

Musa yoldaş...” (Kımıl, Sf. 27)

 

Musa Anter’in 31 Ağustos 1959’da yayınladığı Kımıl adlı şiirin ve şiirinden dolayı yargılanan Musa Anter’in yaşadığı serüvenin de dizelerle anlatıldığı “Kımıl” adlı şiir ve bölüm şu dizelerle bitiyor;

 

“Varsın rüzgârın hüneri desinler

ben insanları yüreğimle sevdim

onlar kendileri gibi sansınlar beni

dalımı kırıp dursunlar

bilmeliler ki

izim kalır elbette genç nesillere

Ve

sesiz sedasız yüreklerde

Ben ülkemin dağlarında

kır çiçeğiyim...” (Sf.45)

 

SANIK

Üçüncü bölüme adını veren “Sanık” adlı şiir şu dizelerle başlıyor:

“Sanığa soruldu,

‘Mesleğin ne?’

ne iş yaptığımı soruyorsunuz,

bilindiği gibi Kürtçülük yapıyorum

kırk dokuzlar olayında

bir buçuk sene hapiste

sıramı bilerek,

sesimi daima yüksek tutarak

payıma düşeni yaşadım.

sürgünlük de isyancılığın şanındandı,

çok şükür beni sürgünden mahrum bırakmadı

âli devletimiz...

altı ay da sürgünlük defterine mührümü bastım...” (Sf. 47)

 

“Sanık başlıklı uzun şiirde, Musa Anter’in sanık olarak yargılanma süreçlerini ve katledildiği günü şiirleştiren, dizelerle aktaran Vejdin Çiçek daha ikinci kitabında “usta işi” şiirler, destanlar yazabileceğini gösteriyor bize, “Musa Anter Destanı”yla…

 

Kitabın son dizelerini okuyup destanı bitirdiğinizde içinizi buruk duygular, hüzün kaplıyor. Ülkenin sizin de tanıklık edebildiğiniz kanlı, acılı tarihini, yaşananları anımsıyorsunuz. Kitabı elinizden bırakmadan Musa Anter Destanı’nın başına, ‘Ağıt’ adlı şiire dönmek isteyeceksiniz, bir kez daha okumak için.

 

“kuşkusuz sen Musa Peygamber değildin.

Kürt diyarında,

acının ölümle tedavi edildiği topraklarda

bilge,

güneş ve ateşin çocuklarının gönlünde

Musa’dan ziyade

Apê Musa’ydın,

niye öldün!

loo Musa ...”

 

Son not: Musa Anter öldürüldüğünde yazları dışında Hatıralarım I-II, Kımıl, Vakainame ve Brina reş isimli kitapları kalır bizlere.

 

Apê Musa, Hatıralarım kitabında kendi hayatını şöyle özetler: “Türkiye’nin 55 yıllık girdisinin, çıktısının yeminli, canlı bir şahidiyim. Hem yalnız şahidi mi? Değil! Sanığıyım, mahkumuyum ve davacısıyım.”

 

(*)Musa Anter Destanı, Vejdin Çiçek. Pupa Yayınları

 

(**) Yanan Külde Vuruldum, Vejdin Çiçek. Pupa Yayınları

 

(1) “Musa Anter’in 31 Ağustos 1959’daMusa Anter ve Canip Yıldırım tarafından Diyarbakır’da çıkarılan İleri Yurt Gazetesi’nde basılan Kımıl isimli şiiri ülke çapında gündem olmuştu. Neredeyse her sayısı dava konusu olan İleri Yurt gazetesi yerel gündemken “Kımıl” ülke çapında tepki toplamıştı. Çünkü yazıya konu olan şiir hem tamamen Kürtçebasılmıştı hem de sonunda yazının kahramanı kıza “yeni dönemde umut vadeden Kürtlerin yetiştiği” muştulanıyordu.(“Üzülme bacım seni kımıl ve sömürenlerin ıstırabından kurtaracak kardeşlerin yetişiyor artık”)

 

Bu yayın üzerine Cumhurbaşkanı Celal Bayar Diyarbakır valisini arayarak azarlıyor ve gerekenin yapılmasını istiyordu.”

 

(Kerem Yavaşça, Kürt Milliyetçiliği Tartışmaları ÇerçevesindeMusa Anter.Yüksek Lisans Tezi. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler EnstitüsüSiyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Anabilim DalıSiyaset Bilimi Bilim Dalı,Ankara, 2013)

 

Kaynak: Editör:
Yorumlar
Haber Yazılımı