Makbul avukat yaratma projesi: Ruhsat gaspları
Haber
30 Ağustos 2022 - Salı 09:15
 
Makbul avukat yaratma projesi: Ruhsat gaspları
2004-2016 yılları arasında sadece 104 avukatın ruhsatı çeşitli nedenlerle elinden alınmış. Ancak 2016-2020 yılları arasında ise bu sayı 1492 olarak karşımıza çıkıyor.
Gündem Haberi
Makbul avukat yaratma projesi: Ruhsat gaspları

FERSUDE -  Ali Sinan Çağlar

Ülkemizde avukatlık mesleğine yeni başlayan avukatların 2016 yılının Temmuz ayında ilan edilen OHAL’den  bu yana yoğunlukla yaşadığı bir sorun var;  Gerekli eğitim ve stajını tamamladıktan sonra avukatlığa hak kazanan pek çok kişinin yaşadığı, avukatlık ruhsatının geri alınması sorunu. Bu sorunun boyutunu Adalet Bakanlığının sitesinde yer alan veriler de açıkça ortaya koyuyor aslında. Örneğin 2004-2016 yılları arasında sadece 104 avukatın ruhsatı çeşitli nedenlerle elinden alınmış. Ancak 2016-2020 yılları arasında ise bu sayı 1492 olarak karşımıza çıkıyor.

Kendisi de ruhsatı elinden alınmış avukatlardan biri olan Av. Naim Feyzullah Eminoğlu ile, yüzlerce avukatın yaşadığı bu sorun üzerine konuştuk;

  • Meselenin daha anlaşılır olması için en başta avukatlık ruhsatı alınma sürecinden bahsetmek gerekir sanırım?

 

  • N.F.Eminoğlu:Hukuk Fakültesinden mezun olmuş bir kişi, avukat olmak için öncelikle bir baroya başvurmak durumunda. Devamında ise 1 yıllık staj süresi var. Bu staj süresinin ilk 6 ayı adliyede, ikinci altı ayı bir avukat yanında yapılıyor. Bu aşamada stajer avukat statüsünde olan avukat adayları staj bittikten sonra staj yaptığı baroya “avukatlık ruhsatnamesi” almak için dilekçe veriyor. Bu dilekçe neticesinde Baro Yönetim Kurulu karar alıyor. Burada aldığı karar ile olumlu ya da olumsuz olabilir. Yani Baro başvuru yapanın  avukat olmaya uygun olup-olmadığına dair ilk karar mercii aslında. Takdir yetkisini kullanıp başvurunuzu reddebilir. Eğer uygun görürse ruhsat dosyanız Türkiye Barolar Birliğine gidiyor. TBB yönetim kurulu da benzer şekilde karar alıyor. Eğer TBB de uygun görürse; ruhsat başvurunuz Adalet Bakanlığına gidiyor. Adalet Bakanlığı kanuna aykırı bir durum olup olmadığı konusunda denetim merci görevi yapıyor. Adalet Bakanlığı bu aşamada TBB’den gelen ruhsat başvurusunu onaylamazsa geri gönderiyor. TBB yönetim kurulu tekrar direnme kararı alırsa; fiilen ruhsat basım süreci başlıyor ve avukat olabiliyorsunuz. Buradan sonraki süreçte ise Adalet Bakanlığının dava açma yetkisi var. Bu davayı İdare Mahkemelerine açıyor. İdare mahkemesi ruhsat hakkında yürütmeyi durdurma ve sonrasında iptal kararı verirse; törenle size verilen avukatlık ruhsatnamesi elinizden geri alınıyor.

 

  • Yani ruhsatın geri alınması Adalet Bakanlığının açtığı davalar sonucunda mı gerçekleşiyor sonuç olarak?

 

  • N.F.Eminoğlu:Evet, aynen öyle.”

 

  • Ne gerekçelerle açılıyor bu ruhsat iptali davaları?

 

  • N.F.Eminoğlu:Ruhsat gaspı uygulamasının nedeni daha çok stajyer avukatlık veya daha öncesinde hukuk fakültesinde iken hakkınızda açılan siyasi davalar oluyor. Bu davalar gerekçe gösterilerek idare mahkemesi ruhsatınızı elinizden alıyor.

 

Açılan bu davaların sonuçlanı-sonuçlanmamış olmasına da bakılmıyor. Dolayısıyla hakkınızda süren siyasi dava daha sonuçlanmadan örneğin, hukuk fakültesinde bize ilk öğretilenlerden biri olan masumiyet karinesine aykırı bir şekilde mesleğiniz elinizden alınıyor. Söz konusu ceza yargılamasının sonuçlarını belirsiz bir süre için yaşamaya başlıyorsunuz. Ya da mesela, beraat etseniz bile istinaf süreci bitmemiş diye ruhsatınız gaspediliyor.

 

Ortaya çıkan bir diğer sorun ise yapılan bu hak gaspı nedeniyle mesleğinizi yapamıyorsunuz. Hukuk fakültesi mezunusunuz ama avukat olamıyorsunuz. Ve Türkiye şartlarında yapacağınız bir iş de yok kanuni olarak. Bu durum da açık bir şekilde ruhsatı gasp edilen avukatların işsiz bırakılması anlamına geliyor. Veya hukuk dışında başka bir mesleği yapmak durumunda kalıyorlar. Çalışma hürriyetinin açık ihlali bir durum oluşuyor.

 

  • Peki bugüne kadar bu mesele hakkında yapılan-yapılamayan ve de çözüm için yapılması gereken nedir sizce?

 

  • N.F.Eminoğlu:Öncelikle şunu da belirteyim, meselenin TBB ve barolar açısından sıkıntılı temel bir yanı da var aslında; Avukatlık kanununa göre TBB ve yerel barolar ‘bir kişinin avukat olup olmayacağına’ karar verme konusunda temel yetkili kurumlar. Ama yapılan bu uygulama ile bu yetki baroların ve TBB’nin de elinden alınıyor. Yani açık bir şekilde TBB’nin ve baroların avukatlık konusundaki karar verme yetkileri ellerinden alınmış durumda.

 

Ancak bugüne kadar Barolar ve TBB; bu konuda hemen hemen hiçbir bir şey yapmadı. Yani avukatlık mesleğinin örgütleri kendi takdir yetkilerini dahi savunmadı.

 

Ruhsat gaspına karşı ne yapılabilir diye düşünüldüğünde; insanın aklına şunlar geliyor. Bu meselenin kanuni bir eksiklikten kaynaklanmadığı çok açık. Aynı kanun metni 1986 yılından bu yana var. Aslında bu bir anlayış. Yani OHAL ile getirilen iktidarın keyfi bir şekilde insanları işten atma anlayışı. KHK’larla da çokça yaptığı bu keyfiliği avukatlık mesleğine de uygulamak istiyor. Yani avukatları yaptığı bu saldırı ile; baskı altına almak istiyor. Savunma hakkını yok etmek istiyor. Halkı avukatsız bırakmak istiyor. İstediğimi avukat yaparım gibi bir anlayışla kendinden olan avukatlar yetiştirmek istiyor.

 

Mussolininin bu konuda bir sözü vardır. “Avukatlar olmasa İtalya’yı daha rahat yönetirdim” Aslında ruhsat gaspı bu sözün günümüz Türkiyesine uyarlanmış hali.

 

Yapılan bu hak gaspına karşı öncelikle meslek örgütlerimiz karşı durmalı. Yani barolar ve TBB; Adalet Bakanlığına karşı “Bizim takdir hakkımızı gasp edemezsin” demeli.

 

Ayrıca ruhsatı gaspedilen avukatların ve diğer ruhsatı olan avukatların bu soruna karşı birlikte hareket etmesi de gerekiyor. Faşizm koşulları altında her hak gaspının olduğu gibi ruhsat gaspının da tek çözümü bence direnme hakkının kullanılması nihayet olarak. Avukatlar olarak direnirsek; kazanırız. Direnmez isek açık ki faşizm bu uygulamasını daha da yaygınlaştıracaktır.”.   

Kaynak: Editör:
Yorumlar
Haber Yazılımı