Mistik Bir Tür Olarak Yarsan Müziği - Nurdan Şarman
Haber
22 Şubat 2021 - Pazartesi 00:40
 
Mistik Bir Tür Olarak Yarsan Müziği - Nurdan Şarman
 Müzik, kutsal ve dünyevi olanın iç içe olduğu Yarsan kültürünün ayrılmaz en önemli bileşenidir. Yarsan ayin ve ibadetleri müzikal bir konseptle şekillenmiş olup bunun dışında da gündelik hayat müzikle iç içe bir seyir izlemektedir. 
Eğitim Haberi
Mistik Bir Tür Olarak Yarsan Müziği - Nurdan Şarman

Razen piyalem, razen piyalem

Sersamin ne bezim razen piyalem

Badey piyalem yawa we nalem

Çimke malekem berz bî ne alem

Cem pey rasan en, cem pey rasan en

Yaran, yaweran cem pey rasan en

Her kes nêwekî kero asan en

Cem pey roşnî zêl xasan en  

(Daye Tewrêza Hawramî[1])

 

 

..............................

Yarsan müziğinin en temel enstrümanı ise tanburdur. Kutsal bir değer atfedilen tanbur, her evin en güzel köşesinde asılı bulunur ve büyük bir saygıyla muhafaza edilir. Yarsanların hemen hemen hepsi (kadın, erkek) çocukluktan itibaren tanbur çalar ancak bazı kişiler ise (dervişler, pirler) tanbur makamları konusunda daha profesyonel eğitimlerden geçerler. Toplu ayinlerde tanbur belirli kurallar dâhilinde çalınır bunun dışındaki zamanlarda da bireysel ve kitlesel olarak herhangi bir yerde ve zamanda, günün herhangi bir saatinde sıklıkla tanbur çalınır. Yarsanlarda Yarsani inancına özel makamlar dışında bir de diğer Kürtlerle ortak olan kültürel/seküler halk müziği (kılam, stran)  ve çeşitli diğer enstrümanlar da söz konusudur. Bu enstrümanlar arasında, öne çıkanlar erbane, daf (def),[16] dotar (dutar), santur, ney, kaval, zurna gibi enstrümanlardır. Yarsanilerde Hakkani/Meclisi/Bastani makamlarla etnik (Kürtlükten gelen makamlar) makamlar ayrıdır. Hakkani, Meclisi ve Bastani makamlar tanburla çalınır.

 

“Yarsanlarda üç tür makam vardır: Meclisi makamlar, Hakkani makamlar ve Bastani makamlar. Meclisi makamlarda irfan sahibi kişilerin şiirleri ve metinleri okunur. Bastani makamlar tarihsel hikâyeleri anlatan makamlardır. Hakkani makamlar ise cem zamanı çalınır. Bu arada özellikle yazmanızı istiyorum. Hakkani makamlara ilahi makam diyenler yanlış bir tanımlama kullanıyorlar biz Yarsanlar ilah kelimesini kullanmayız, Haq kelimesini kullanırız. Yarsan müziğini sufi müzik olarak adlandırmak da yanlıştır. Sufi müzikle Yarsan müziği (Meclisi Makamlar) arasında benzer havalar olabilir ancak diğer makamlar birbirinden ayrı nitelikler taşırlar. Onlar (sufiler) tarikattırlar ve bizden ayrıdırlar.[17]” (Akt. Görüşülen Pir).

 

Yarsan müzik repertuarı tanburla çalınıp söylenen ölçülü, ölçüsüz, sıkıca yapılanan melodi makamlarıyla yakından ilişkili bir koleksiyondur (Hooshmandrad, Akt. Omerkhalı, 2014: 110.) Şah Hoşin ve Sultan Sehak’ın da cemde tanbur çaldığı sanılır.

 

Yarsanlığın temel ilkesi olan şeraitten hakikate giden yolcukta kişi kendiyle yüzleşip, kendini tanıma vasıtasıyla Haq’ka hakikate erme maksadıyla inisiye olurken kendisinin en önemli manevi yardımcısı ve yol arkadaşı tanburdur. Müzik (etnik müziğin dışındaki mistik müzik) Yarsanlarda ruhu arındırmanın ve beslemenin olmazsa olmaz aracı olup yaşama içkin bir gerçekliktir. Yarsan ayin ve ibadetleri hak ve hakikati hissetme yolunda esrime ritüeller olup müziğe eşlik eden ritmik bedensel hareketleri içerir. 

 

Yarsanların günlük ibadetleri günün farklı zamanlarında okunan duaları kapsar. Haftanın yedi günü her gün ayrı bir meleğe ve ayrı bir gezegenin enerjisine yönelik olacak şekilde sabah güneş doğduğunda, öğlen, güneş battığında ve uyumadan önce özel dualar okunur. Yedi melek ve yedi gezegene özel yedi günde bir tekrarlayan bu dualar ritüeli yarsan inancının ağrılık merkezini oluşturan Haft Tan’la (Heften/Yedi) ilişkili bir döngüdür.

 

Yarsanlar günlük ibadetler (dualar) dışında cem dedikleri münasebetlerde periyodik olarak toplanırlar ve bu toplantıların gerçekleştirildiği özel binalara “Cemxane” (Cemhane) denir. Ceme kadınlar ve erkekler aktif şekilde katılım gösterilir[18]. Cemde katılımcılara dağıtılmak üzere bazı yiyecekler (Kürtçe nuwale/ baş, Farsça loqme (lokma)) kutsanır. Ceme katılanlar (Yarlar) manen saf ve zahiren temiz olmalıdır. Cemde katılımcılar arasında bir kral ve bir dilenciye eşit muamele edilecek şekilde tam bir eşitlik söz konusudur. Bu nedenle seyyid, temsilcisi ve kelam-okuyucu dışında kimsenin özel bir oturma yeri yoktur. Her yeni gelen sağdan sola odayı dolanır ve oturanların (kadın, erkek, statü fark etmeksizin) ellerini bir bir öptükten sonra soldaki boş yere oturur. Herkes geniş bir daire şeklinde oturduktan sonra bellerine bir kemer veya uzunca bir bez parçası bağlarlar. Katılımcılar ayrıca bir tür sarık giymelidirler. Cemde sesli ve sessiz dualar vardır. ‘Ebadet dini vecibelerin uygulanışı içindir. Bir kısmı sessiz diğer kısmı seslidir. Hacet (ihtiyaç duası), herhangi meşru bir iş için okunan dualardır. Bu dualar da sessiz ve seslidir. Cezbiyat (vecit), katılımcıları bir vecit ve aşkınlık ve trans haline sokan özel ezgilerdir. Bu tür dualar seslidir. Moreqebat (teveccüh) kaynağa alçak gönüllükle ibadet etme niyetiyle okunan dualardır. Katledilen aşamalara bağlı olarak katılımcılar “fekr-o zekr” (tefekkür ve esrik/trans dans) veya “zekr-o fekr”le (esrik/trans dans ve tefekkür) iştigal ederler. Moreqebat duaları fekr-o zekr tefekkürü ve müzik eşliğindeki tasavvufi dansla okunur. Cem katılımcılarının müzik yoluyla hakikatin sırrına erdikleri sanılır. Müziğin işlevi manevi değerleri yükseltmektir. Fekr-o zekr esnasında kutsal kabul edilen tanbur kullanılır. Kutsal bir enstrüman olması nedeniyle elden ele dolaştırılır ve çalgıcıya döne kadar herkes ona dokunur ve saygıyla öper (Hamzeh’ee, 2008: 223,236; 238-239).

 

“Cemde hak, zikir ve dua dışında bir şeye yer yoktur. Herkes murakabede (meditasyon) oturur ve içinde hakkı aramaya çalışır. Kimsenin zahiri gözleri açık değildir, herkes gözlerini kapatır ve batıni gözlerini açmaya çalışır. Bu yüzden kulaklar sadece tanbur sesini (ki bu da hak sesini temsil eder) ve hak kelamını dinler”. (Akt. Görüşülen Pir).

 

Yarsan metinleri ile müzik repertuarı melodileri arasında katı, gerekli ve belirlenmiş bir bağ vardır. Yarsan şiirlerinin ve nazım metinlerinin ekseriyeti Kürtçenin Hewremani lehçesinin ve eşsiz bir versiyonunda icra edilmektedir. Bununla birlikte Hewremani ile Kermanşah eyaletinin Guran, Qalkhani ve Sencabi bölgelerinde konuşulan Kürtçenin öteki lehçelerinin bir karışımı, Sorani (Kermanşah eyaletinde buna “Cafi”) deniliyor), Kürtçenin lehçesi Luri ve Türkçenin yanı sıra az sayıda Farsça dize ve satır da bu metinlerde kullanılmıştır. kutsal şiirler, nazım metinleri ya da nazım gruplarının sürekli metinleri; yorumları ve çevirileri bu dinin uzmanlarını bile zorlayan son derece metaforik ve kinayeli bir dilde ifade edilmiştir.. Kullanılan metinlerle birlikte çalınan müziğin (özellikle de repertuarın kutsal kısmı) kozmik âlemden geldiğine inanılır. Her bir müzik ölçü birimine nazım ya da makam adı verilir. Bütün nazımlar gayrı resmi toplantılarda icra edilebilir. Ancak kutsal solo ve grup nazımları ancak bir kelam oturumunda ve Yarsanlığın ayinsel kutsanmış yiyecek cemi eşliğinde icra edilebilirler. Bunlara hakiki nazımlar (gerçek makam/şarkılar) denir. Guran repertuarındaki bu grup nazımların neredeyse tümü ve solo nazımların birçoğu hakikidir. Guran’daki öteki nazımların yaklaşık bir düzinesi, “kutsal” kategorisine girmeseler de tanbur ile çalınması uygundur. Bu nazımlar için aralarında Meclis, Bastani (“kadim”) ve Mecazi (“gerçek olmayan”) yer aldığı birçok farklı adlandırmalar kullanılmaktadır. Bu nazımlar, perde seçimleri ya da genel makamlardan ziyade metinlerin uygulandıkları belirlenmiş tarzı olan melodiler olarak algılanır. Bu nazımlar beste ve doğaçlamalar için müzik fikirleri olarak görülmezler. İcrada çok ama çok az bir varyasyona izin verilir. Gerçekten de varyasyonun “sabit” (saptanmış) bir niteliği vardır. Bunun nedeni de melodilerin birbirine son derece yakın olmalarıdır. Dolayısıyla aşırı derecede varyasyon onların nihai olarak ortadan kaybolmalarına yol açabilir. Dahası bu nazımların toplu olarak, doğaçlama ya da aşırı değişimin sonucunda kaybolabilen belirli bir Ruhan etki ve anlama (bazı dini ibadetlerde belirli sabit beden hareketleri ve biçimleriyle birlikte) sahip oldukları düşünülmekte. Nazımları okuyan uzmana Kelam-Khwan (Kelamxwên) denir. Bu kişi kendisi de tanbur çalıyor olabilir ve nazımları tanbur eşliğinde de okuyabilir. İcra süreci sırasınca ritmik bir hareketliliği sağlamak gerekir ve grup nazımların pek çoğuna alkışlar eşlik eder (Hooshmandrad, Akt. Omerkhalı, 2014: 110-113). Katılımcıların hep beraber tanbur çaldığı toplu ayinler de vardır.

 

Yarsan inancı müziğin/tanburun hem insanın hem de evrensel özün/ruhun kendisini bilmede ve tamamlamadaki rolüne dair ilksel mitler içerir. Yarsan tenasüh inancında Sultan/Haq (öz/evrensel ruh) doğrudan tecelli ederek/bedenlenmiş olarak dünyaya geldiğinde kendisinin Sultan olduğunu hatırlamaya ihtiyacı vardır. Bu epifani müzik sayesinde gerçekleşir. Örneğin Sultan Sehak’ın kendisinin –yani Hak olduğunu- hatırlama/bilme sürecine dair mit şu şekildedir: “Sultan Sehak doğduğunda Yarsan olan annesi (Hatun Dayrak) onun sultan olduğunu biliyordu. Pir Bünyamin, Mustafa Davidan ve annesi Sultan Sehak’ın kendini hatırlaması için onu bebeklikten itibaren terbiye ettiler. Pir Bünyamin ona bebekken tanbur çalıp ninni söyleyerek onun kendini hatırlamasını sağlıyordu. Bu ninni bizim bir tanbur makamımız olarak günümüze dek gelmiştir. Sultan müzik sayesinde kendini hatırladığı zaman sultanlık yapmaya başladı.”(Akt. Görüşülen Pir)

 

Mistik/esrik müziğin Yarsanlığın ayrılmaz bir bileşeni ve yaşamın kaynağı olduğu kendini Yarsan yaradılış mitolojisinde de belli eder. İnsanın yaratılışı müzikle/tanburla iç içedir. Yaratılış mitolojisinin insanla ilgili kısmını,  Yarsan müziğini ve felsefesini görüşülen Pir şu şekilde aktarmıştır: “Haq insanı yaratmaya giriştiğinde Pir Bünyamin’den toprak getirmesini ister. Pir Bünyamin’in getirdiği toprak çamur haline getirilir. Haq bu çamurdan insan bedenini yaratır. Beden tek başına bir anlam ifade etmeyeceğinden insanı tamamlamak için Haq çamurdan bedene kendi özünden bir ruh gönderir. Ancak ruh bu bedene bir türlü girmez. Haq ruhu bedene koyması için Pir Bünyamin’i görevlendirir. Pir Bünyamin epey uğraşır ancak ruhu bedene koymayı başaramaz bunun üzerine bedenin içerisine girer ve bedenin boğaz kısmındaki ses tellerini çalarak bir müzik icra eder. Ruh bu müzikle sarhoş olmaya başlar ve müziğin kaynağını arar. Kaynağın çamurdan beden olduğunu anlayınca hemen içine yerleşir. Ruh bedene girer girmez beden canlanır ve insanın yaratımı tamamlanmış olur. İnsan bedeni tanburla sembolize edilir. Buna göre tanburun teknesi insan kafası, sapı da insan boğazını ve ses tellerini ifade eder. Yarsan inancında tanbur ruhtur, yaşamın ve insanın kendisidir. Mistik öğretilerin de vurguladığı üzere insanda yedi tane çakra (enerji merkezi vardır). Tanburun yedi notası olup bunlar insandaki yedi çakrayı temsil eder. Bu yedi aynı zamanda Yarsan inancındaki Heftenle de bağlantılıdır. İran’da büyük dinlerin gelmediği dönemlerde ibadet yerine tanbur çalınarak yapılan ayinler vardı. Telli çalgıların en eski versiyonu olarak tanbur İran menşeilidir. Tüm İraniler eskiden tanbur eşliğinde ayinler yapardı. Yarsanlar bu geleneğe hep sadık kaldı ve tanburdan hiç vazgeçmedi. Zerdüşt’ten çok daha önce yaşamış olan Barbâd ve Nâkisa adındaki İranlı peygamberlerin mucizesi müziktir. Bu peygamberler ayin sırasında tanbur çalar insanlar da transa haline geçerdi. Yaşam müzikal bir armoniye sahiptir. Bedende ritimsel bir ahenk vardır. Organların hareketleri nota vuruşları gibi birbiriyle bir ölçü/ahenk oluşturur. Bu ahenk müzikal bir ahenktir. Evren duyabildiğimiz ve duyamadığımız frekanslarla dolu bir müzik harmonisidir. Evrenin tamamı müzikaldir. Uzay boşluğunda bir çizgi boyunca uzanan sabit bir ses olduğunu söyleyen bilim adamları var. Bu ses sol notasıdır. Bazı eski bilim adamları gezenler arasında müzikal bir matematik olduğunu söylemiştir. Her bir gezenin farklı bir notayı temsil eden sesi olduğu da söylenenler arasındadır. Okyanusa başını daldırdığında bir nota sesi duyarsın, aynı şeyi denizde yaptığında farklı bir nota duyarsın. Nehirde yaptığında yine farklı bir nota duyarsın. Tüm evren bir orkestradır adeta. Bu orkestranın müzikal harmonisi zıtlıkların harmonisidir.  Bu dünyada her şeyin bir zıttı vardır. Zıtlıklar birbirini tamamlar. Zıt bizim dilimizde saye’dir. Saye gölge demektir.  Gölge yani zıt yoksa gerçeğin anlamı yoktur. Tanburun yedi notasının da her birinin gölgesi de vardır dolayısıyla 14 perde söz konusudur. Mezopotomya’da çok eski zamanlarda 14 perdeli/notalı enstrümanlar kullanılıyordu. Yani her gerçek notaya karşılık bir yarım nota vardı. Arap kültürünün İran’da hâkim olmasıyla birlikte koron notalar kullanılmaya başlandı. Koron notalarda bir nota dört kısma karşılık gelir. Koron notalar kadim ve orijinal Mezopotamya müzik kültürünü yansıtmaz. Kadim Mezopotamya müziği (yani 14 nota) daha çok hareket, coşku ve heyecan içerir ve bedeni bütünüyle harekete (dans anlamında) geçirir. Çok fazla hüzün, isyan, öfke, acı, şiddet ve karamsarlık içermez. Mezopotamya menşeli şiir ve şarkı sözleri de böyledir. Ancak Arap müziği yani arabesk müzik tam tersi bir özelliğe sahiptir. Dolayısıyla müziğimizde yer etmiş hüzün, acı vs. şarkı besteler Arap kültürüyle etkileşim sonucudur. Örneğin sevgiliye isyan, lanet, öfke haykıran bir şarkı Mezopotomya müziğinin özgün ve kadim ruhunu yansıtmaz. Her şey Haq’ta ve hakikattedir. Her şeyin zıttı vardır. Kavuşmak gibi ayrılmak da hakikattir. Sevgili Haq’tan gelmiştir giderse de Haq’ka gitmiştir. Bu yüzden gidenin ardından isyan, öfke mantıksızdır. Bu dünyada sahip olduğum her şey mehmandır yani misafirdir. Geldiği gibi gidebilir de. Müziğimizde acı var ama acı çekmek olağan ve olması gereken bir şey. Ancak isyanla acı çekilmemeli, metanetli olunmalı. Arap kültüründen gelen notalar müziki anlamda böylesi hisleri tersine çevirdi, müziğimizi epey etkiledi ve yozlaştırdı. Tanbura has makamlar vardır. Makami demek rivayetli demektir. Rivayet bir hikâyedir. Yani her bir makam eski bir hikâyedir. İran’da tanburla çalınan Destgah’lar ile Yarsan’ların tanbur Makam müzikleri birbirinden farklıdır.  Destgahi müzikler makami müziklerden çok daha sonra ortaya çıkmıştır. Esas makamı bilen arif, derviş, kâmil insanlardır. Makamı çalan makamla yani hikâyeyle bütünleşmelidir, o hikâyenin gerektirdiği ruh halinde olmalıdır. Örneğin Maxame Mecnuni vardır. Mecnun gibi aşkı hissetmeyen, deneyimlemeyen bu makamı hakkıyla çalamaz. Maxame Hayrani var örneğin. Gerçekte Haq’ka hakikate hayranlık duymayan kişi bu makamı iyi çalamaz. Destşupi makamını hakkıyla çalabilmek için sarhoşluk halinde olmak gerekir. Bu alkolle veya başka maddelerle kazanılan sarhoşluk değil, mistik, ruhsal bir sarhoşluktur. Makamları hissederek çalmak için Pir olmak gerekir. Makamın gerektirdiği ruh halinde olmayan, bu duyguyu taşımayan kişi makamı en doğru haliyle çalamaz. Böylesi biri makamı icra eden bir robot gibidir. Gerçek bir tanbur hocası (Pir) makamları öğrenmeye uygun ‘tabibê ruh’ (ruh doktoru)  dediğimiz öğrenciyi tanır. İnsan ruhsal olarak her şeye hazır değildir. Makamı gerçekten hissederek yaşayarak çalacak kişinin ruhunun buna uygun olması gerekir. Yarsan özgün makamlarının tahrip edildiği Yarsan müziği adında günümüzde yeni akımlar da var. Özgün makamlara hâkim her Yarsan müzisyen (tanburi) bu yeni makamların Yarsan makamları olmadığını hemen anlar. Ben değişen zamanlarda değişen koşullarda yeni müzik tarzlarının ortaya çıkmasına veya var olan makamlara eklemeler yapılmasına yani yeniliklere karşı değilim. Kendim de tanburda teknik ve bestesel yenilikler yapıyorum. Ama yeniliklerin klasik özgün makamları tahrip etmeden, makamın özünü bozmadan yapılması bu mirasın korunması ve sürdürülmesi açısından çok önemlidir. Makamların orjinalini çalmayı gerektiren (örneğin ayinler) zamanlarda makamda değişiklik yapılmamalıdır. Ancak bunun dışındaki zamanlarda makamlardan ilham alınarak Yarsan olmayan dinleyicilere de sunulmak üzere yeni besteler yapılıp yeni tekniklerle çalınabilir. ” (Akt. Görüşülen Pir)

 

Yarsan inancının birçok bileşeni Victor Turner’in “communitas” ve “eşik durumu” olarak adlandırdığı deneyime benzer. Turner, komünitası Arnold Van Gennep'in “konum eşiği/eşiktelik (liminality)” kavramıyla bağdaştırarak ele alır. Buna göre kabile toplumlarındaki esrime ritüelleri statü, cinsiyet rolleri gibi toplumsal rollerin geçici olarak rafa kaldırıldığı, kişi ve topluluğun statüsüz bir konumda ne oraya ne de buraya ait olma şeklinde bir eşikte olma hali deneyimini içerir. Eşik fenomenlerinin ilginç olan yanı, bunların alçak gönüllülük ile kutsallığın, homojenlik ile dostluğun bir harmanını sunmasıdır. Turner’e göre insanlar arası ilişkilerin iki büyük “model”i var gibidir: İlk toplum modeli, politik-yasal-ekonomik konumların yapılı, ayrımlaşmış ve çoğu kez hiyerarşik sistemidir; insanları “daha fazla” veya “daha az” yönünden ayrıştıran birçok değerlendirme tipini barındırır. Tanınır biçimde eşik döneminde ortaya çıkan ikinci toplum modeli ise yapısız veya basit yapılı ve nispeten ayrımlaşmamış eşit bireylerden oluşan bir birliktir. Eşiktekilik durumunun ortaya çıkardığı durum, dünyevi makam ve statü ayrımlarının ortadan kalktığı, homojenleşmenin gerçekleştiği, dostluk ve eşitlikçiliğin geliştiği komünitas deneyimidir. Dolayısıyla comitatus/komünitas, eşiktekilik durumunda oluşan eşit bir topluluktur/cemaattir (Turner, 2018).

 

Çoğu Yarsan’ın yaşamla ilgili felsefesi “dört direk” ile özetlenir (Kreyenbroek, Omerkhali, 2014: 51): paki, rasti, nisti, redâ yani paklık, hakikat, egonun olmayışı ve kardeşlik, başkalarına yardım etme. redâbari hak yolculuğunda en önemli sıfatlardan biridir. Hak yolunda redâber olan kişi insan-ı kâmil olmaya layık olan kişidir. Şeriatten hakikate yolculukta ego sürekli olarak törpülenmeli ve dünyevi/maddi kazanımların cazibesine karşı mesafeli olunmalıdır. Yarsan felsefesinin evreni diyalektik kavrayışı (farklılıkların/zıtlıkların gerekliliği ve birbirini tamamlaması) insanlar arasında cinsiyet ve statünün yanı sıra din, dil, ırk, vs. bakımından eşitlik ve birlik vurgusunu yaratan bir zemini yaratmıştır denebilir. Dolayısıyla Yarsanlığın eşiktekilik deneyiminin yarattığı eşitlik inancı sadece Yarsan cemaatiyle sınırlı olmayıp tüm dünyayı kapsayan evrensel bir nitelik arzeder. 

 

Kutsal olanla olmayanın gündelik hayatta iç içeliği, ayinlerde cinsiyet ve statü farkı gözetilmeksizin herkesin tevazuuyla birbirinin elini öpmesi, ayinlerde statüden kaynaklı hiyerarşik bir düzenin olmayışı, belirli bir ibadet ve ayin yerinin olmaması eşik duruma işaret eder. Bu sebeple Yarsan topluluğu bir “communitas” (komünitas) olarak tanımlanabilir (Hooshmandrad Akt. Omerkhalı, 2014:116). Turner’e göre geleneksel toplumlardaki eşiktelik deneyimi ritüellerle sınırlı geçici sağaltıcı ve onarıcı deneyimlerdir. Buna karşılık modern dünyada sürekli bir eşikte olma deneyimi yaşayan ideolojik komünitaslar da mevcuttur (Örneğin Beat Kuşağı) (Turner, 2018). Yarsan toplumundaki eşiktelik deneyimi geçmişten bu yana sadece ritüellerle sınırlı olmayıp kişinin hayatının her anında yaşaması gereken sürekli olarak yeniden yaratılan ve sürdürülen bir deneyim olarak görülebilir. Yarsanlığın şeriatten hakikate sürekli dinamik bir yolculukla özdeşleştirilmesi buna işaret etmektedir.

 

Eşiktelik durumu esrime deneyimlerle yaratılır. Müzik ise esrimenin en etkili aracıdır. Kabile toplumlarının ritüelleri, müzikal danslarla icra edilen esrik uygulamalara örnektir (Ehrenreich, 2009).  Yarsan cemaatinin müzikal ayinleri de benzer esrime ritüeller olarak ele alınabilir. Ancak sürekli bir eşik durumun söz konusu olduğu Yarsanlıkta ileri düzey esrime deneyimlerinin yaşandığı ayinler dışındaki zamanlarda da belirli düzeyde esrik bir hal gereklidir. Zira Haq’ka ve hakikate yolcuğu her an devam eden bir deneyim olup panteist anlamda kişinin iç dünyasıyla sürekli bir diyalogu gerektirir. Müzik/tanbur sürekli eşik durumunu mümkün kılan içsel yüzleşmenin, arınmanın ve aydınlanmanın en önemli ve etkili esrik aracıdır.  Bu sebeple toplu ayinlerde ileri düzey esrime deneyimi yaratan tanburun bu işlevi belirli bir düzeyde bireysel gündelik hayatta da devam eder. Kişiye hayattayken sürekli eşlik eden tanbur ölümle başlayan yeni yolculukta da ona eşlik etmeye devam eder. Bu sebeple Yaresan cenaze törenleri de tanbur eşliğinde gerçekleşir. 

 

“Hakla ve hakikatle ruhsal bütünleşmenin yolu müzik yani tanburdur. Müzik/tanbur kendinle yüzleşmek kendine yolculuktur. Hakikate yolculuk müzikal bir yolculuktur. Yarsan her zaman uyanık halde olmalıdır yani hep kendinin farkında olmalıdır. Yemek yerken, spor yaparken, iş yaparken hatta cinsel birleşme esnasında bile sürekli düşünmek, kendine yönelmek, kendini keşfetmek ve yapılan işin anlamını dolaysıyla bir bütün olarak evreni kavramak anlamına gelir bu. Her insan bir tanrıdır. Tanrı evrendir, evren insanın içindedir. Hayat bir Yarsan için sürekli bir meditasyon halidir. Hakkani dünyayla maddi dünya her an beraber olmalıdır bir Yarsan için. Bir Yarsan maddi dünyaya çok fazla dalmamak için ayinler dışındaki gündelik hayatında da esnek zamanlarda Hakkani, Meclisi veya Bastani makamları çalar.” (Akt. Görüşülen Pir).

Nurdan Şarman’ın Yaresanlar ve Kürdistan’da Esrime/Mistik Bir Tür Olarak Yarsan Müziği adlı makalesinden alıntılanmıştır.

( http://kurdarastirmalari.com/ )

Kaynak: Editör:
Yorumlar
Haber Yazılımı